r/Turkey 13m ago

News Deniz Göktaş hakkında 2 yıl 8 aydan 11 yıl 2 aya kadar hapis cezası talebiyle iddianame hazırlandı. Suçlamalar: -Cumhurbaşkanına hakaret -Halkı kin ve düşmanlığa tahrik - Suçu ve suçluyu övme

Post image
Upvotes

r/Turkey 5h ago

Question What do you guys think about this? Your honest opinion, considering the refugee problem.

Post image
53 Upvotes

r/Turkey 18h ago

News 🔴FBI, Türk vatandaşı Onur Şimşek'in yakalanmasına yardımcı olacak bilgi için 150.000 dolara kadar ödül koydu. Şimşek, Türkiye'de üretilen askeri parçaları ABD üretimi gibi göstererek Pentagon'a satmak ve hassas askeri teknik verileri yasa dışı şekilde Türkiye'ye aktarmakla suçlanıyor.

Post image
466 Upvotes

r/Turkey 34m ago

News 414 sanıklı, 110 tutuklu olarak Silivri'de ilk mahkemesi görülen ve aralarında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu gibi muhalif belediye başkanlarının bulunduğu davanın, 75. duruşması itibarıyla dün 2 tahliye kararı daha verildi. Böylelikle kalan tutuklu sayısı 51 kişi oldu.

Post image
Upvotes

r/Turkey 37m ago

News Gülen’i beraat ettiren, FETÖ’nün finans ayağı ile 93 kez üst düzey FETÖ'cülerle 63 kez konuşan yargıtay başkanının adı konferans salonuna verildi!

Thumbnail
cumhuriyet.com.tr
Upvotes

Sen git Fethullah Gülen’i örgüt davasında beraat ettir.

Sen git FETÖ’nün finans ayağı ile 93 kez görüş.

Sen git üst düzey Fethullahçı imam ile 63 kez konuş.

Sen git bunlara rağmen memleketin en üst temyiz mahkemesi Yargıtay’ın başkanı ol.

Yetmesin, adın Yargıtay’ın yeni binasındaki konferans salonuna verilsin.

Yetmesin, ülkenin adli yıl açılış töreni adının verildiği o yerde yapılsın.

Yetmesin, orada adalet, yargı, hukuk gibi kutsal meseleler üzerine büyük büyük sözler söylensin.

İsmail Rüştü Cirit olmak işte böyle bir şey!


r/Turkey 22h ago

News Ankara’da ilaç almaya gelen kadının “etek altından cinsel bölgesinin fotoğrafını çeken” ve “adli kontrol şartıyla serbest bırakılan” failin Eczanesine kadınlar tarafından “Burada tacizci var” yazısı asıldı.

Post image
783 Upvotes

r/Turkey 54m ago

Video Alman Devlet Medyası olan ARD, bir ay önce Erdoğan adlı yarım saatlik 4 tane bölümden oluşan bir belgesel yayınladı. Belgesel kişisel ve siyasi hayatını konu alıyor. Belgesel hem Almanca hem de Türkçe olarak yayınlandı.

Thumbnail ardmediathek.de
Upvotes

r/Turkey 18m ago

History Turan Dursun, 36 yıl önce bugün İslamcılar tarafından katledildi.

Thumbnail reddit.com
Upvotes

r/Turkey 15h ago

Society Hadi Özışık: "Millilikten bahsedeceksin, Almanya'larda AVM arayacaksın. Millet sıkıntıda, hayat pahalı. Asgari ücretli perişan. Sen gideceksin orada 300 bin Euro vereceksin. 18 milyon yapıyor, 18 milyonu da bir çırpıda yakacaksın. Milletin sofrasında et yok. Aç insanlar..."

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

91 Upvotes

r/Turkey 21h ago

News Şanlıurfa'da kaçak elektrik için trafo merkezine saldırı düzenlendi.

Thumbnail gallery
237 Upvotes

r/Turkey 17h ago

News AKP'den CHP'ye geçen Üsküdar Belediyesi meclis üyesi Ekrem Baki gözaltına alındı

79 Upvotes

Kaynak fotoda.


r/Turkey 12h ago

Society Fatih ilçesi nasıl bu kadar sorunlu ve belalı bir hale büründü

Post image
20 Upvotes

r/Turkey 1d ago

Protest Yıllardır Diyarbakır da yaşıyorum o kadar şehirde gezdim burası kadar insanını sevip görünüp sevmeyen şehir görmedim dolmuşlar sırf fazla yolcu alsın diye koltukları söktü koyun gibi insanlar gidiyor yıllardır ne polis ne belediye hiç bir şey yapmıyor

Post image
270 Upvotes

r/Turkey 18h ago

Question Her hangi bir siyasi partiye katılmam gelecekte bana sorun yaratır mı?

21 Upvotes

Merhaba dostlar Türkiyede siyasi bir partiye üye olmak istiyorum fakat katılmak istediğim parti sol görüşlü (TKP) ve bunun bana gelecekte her hangi bir konuda sıkıntı yaratıp yaratmayacağını merak ediyorum bilginiz varsa lütfen yardımcı olun teşekkürler.


r/Turkey 1d ago

News Elektronik müzik, görsel sanat ve teknolojiyi buluşturan sahne şovlarıyla tanınan Anyma'nın 12 Eylül'de İstanbul'da gerçekleştireceği konser, gericilerin 'satanist ayin' şeklinde hedef göstermesinin ardından İstanbul Valiliği tarafından yasaklandı

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

814 Upvotes

Kaynak: https://www.birgun.net/haber/gericilerin-teknolojiyle-imtihani-satanist-ayin-diye-hedef-gosterdiler-konser-yasaklandi-732543

Gericilerin hedef göstermesiyle iptal edilen kültür sanat etkinliklerine bir yenisi daha eklendi. Edinilen bilgiye göre İstanbul Valiliği, 12 Eylül'de Ataköy Marina Arena'da gerçekleştirilmesi beklenen Anyma konserini yasakladı.

Konuyla ilgili resmi bir açıklama yapılmazken, söz konusu gelişme gerici basında ve benzer sosyal medya hesaplarında "Satanist ayin iptal edildi" şeklinde lanse edildi.

Söz konusu konserlerde iddia edildiği ayin yapılmıyor, sahne şovu olarak DJ'in arkasında çeşitli figürler ekranda gösteriliyor.

MISIR VE SUUDİ ARABİSTAN'DA KONSER GERÇEKLEŞTİRMİŞTİ

Ancak sosyal medyada gerici toplulukların hedef göstermesiyle daha önce pek çok kültür sanat etkinliğinin iptal edilmesi gibi bu etkinlik de iptal edildi.

Anyma, daha önce Suudi Arabistan ve Mısır'da gösteri gerçekleştirmişti.

Normal şartlarda elektronik müzik, görsel sanat ve teknolojiyi buluşturan sahne şovlarıyla tanınan Anyma'nın, 2026 ÆDEN Dünya Turnesi kapsamında 12 Eylül’de Ataköy Marina Arena’da müzikseverlerle buluşması bekleniyordu. Gecede sanatçıya Kevin de Vries, Stephan Bodzin, Dimitri Vangelis & Wyman, Henri Bergmann ve Gaia Ekho eşlik edecekti.


r/Turkey 1d ago

News Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, sosyal medyada yer alan paylaşımlarındaki ifadeleri nedeniyle, Ahmet Davutoğlu hakkında, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan soruşturma başlatıldı.

Thumbnail
ntv.com.tr
64 Upvotes

r/Turkey 1d ago

News Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, sosyal medya hesabında Sözcü'nün uyuşturucu haberine yanıt verdi

Post image
68 Upvotes

r/Turkey 1d ago

News Ankara’da Protokol Yolu’na çıkan eşek, çekiciye yüklenerek otoparka götürüldü. Sahibi, 1.246 TL ceza ödeyerek eşeğine kavuştu.

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

238 Upvotes

r/Turkey 1d ago

News İptal edilen Üsküdar Başkan Vekilliği seçiminde muhalif oy kullanan Meclis Üyeleri gözaltına alındı. Sonraki seçim tarihi olarak muhalif üyelerin gözaltında olacağı gün belirlendi.

Post image
406 Upvotes

YENİ Parti'ye Geçen Eski CHP Genel Sekreter Yardımcısı Tarık Balyalı:

"Üsküdar Belediyesinin iptal edilen Başkan Vekilliği seçimi sonrasında yaşanan gelişmeler şunlar;

📌Önce Belediye Başkan Vekilliği 3.
Turunda AKP’ye oy veren 2 CHP’li Meclis Üyesi partilerinden istifa ettirildi.

📌Bugün 4 Belediye Meclis Üyemiz ifadeye çağrıldı. 2 Belediye Meclis üyemiz gözaltına alındı ve 4 gün gözaltında kalacaklar.

📌Belediye Meclis Üyelerimizin gözaltına alınmasından bir kaç saat sonra İstanbul Valiliği yeni Belediye Başkan Vekilliği seçim tarihini belirledi.

📌Bu şartlarda Belediye Başkan Vekilliği seçimi, Belediye Meclis Üyelerimiz gözaltındayken 5 Eylül Cumartesi günü saat 10.00’da yapılacak.

Ne diyorlardı “Türkiye’de yargı bağımsızdır” değil mi?

Türkiye’de yargı bağımsız filan değil aksine sonuna kadar “siyasidir”"

https://x.com/tarikbalyali/status/2095183654318223720

https://x.com/gamzealltunay/status/2095139636150485257


r/Turkey 1d ago

News Bu mahkeme Erbakan’ı da yargılar! - Baris Terkoglu

Thumbnail
cumhuriyet.com.tr
23 Upvotes

Emekli Amiral Türker Ertürk 17 Ağustos’ta gözaltına alındı ve tutuklandı. Halen Kandıra’da bulunan Kocaeli F Tipi Cezaevi’nde. Önümüzdeki salı günü Bakırköy Adliyesi’nde ilk duruşmasına çıkacak.

Sessiz sedasız gerçekleşti. Belki hatırlamıyorsunuz. Ertürk’ün tutuklanma nedeni konuşmaları. Hayır, yeni sözleri değil. Biri 3 yıl öbürü 9 yıl önce katıldığı programlardan kesilip paylaşılmış iki ayrı videodan bugün yargılanıyor.

İddianame önümde duruyor. Savcı iki videoyu birleştirerek suç unsurunu şöyle tanımlamış:

“‘Bakın artık iktidar değişecek, ama acılı ama acısız iktidar değişecek, onun için herkes aklını başına devşirmeli, siz de ben de tabii ki herkes de onun için Yüksek Seçim Kurulu’nun vicdanlarına göre ve hukuka göre karar vermelerini bekliyoruz yoksa ileride müşkülat yaşarız ülkece diye düşünüyorum. Yarın bir gün eğer biz demokratik girişimlerde bu iktidarı düşüremezsek Türk halkını da cezalandırabilecek uluslararası girişimler yapılacak’ şeklinde beyanlarda bulunulduğu...”

İşte bu ifadeler Ertürk’e “halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit” suçlamasının yapılmasına ve tutuklanmasına neden olmuş. Kanunlarda bu suçun zamanaşımı 8 yıl. Ancak savcı, hukuk tarihinde pek de örneğini görmediğimiz bir yorum yapmış: “Videoların üzerinden zaman geçtiğini beyan etmiş ise de görsel basın ve sosyal medyada paylaşılan ve silinmeyerek yayınlanmaya devam eden suç içerikli paylaşıma ilişkin eylemlerin temadi eden suç kapsamında kaldığı...” Yani savcıya göre, 9 ya da 90 yıl önceki bir konuşmanız, birileri tarafından halen paylaşılıyor ise kilometre sıfırlanır, zaman aşımı ortadan kalkar! Üstelik 9 yıl boyunca halkta korku ya da panik oluşmamış olsa da 9 yıl sonra yeniden yapılan paylaşımla “ya oluşursa” diye yargılama yapılabilir!

SÖZLERİN ORİJİNALİ ERBAKAN’IN

İşte ben bu ilginç iddianameyi okuduktan sonra aklıma o soru geldi: Bu iddianame acaba Erbakan’ı da mı yargılıyor?

Ne demek istediğimiz şöyle anlatayım...

Belki fark ettiniz belki fark etmediniz. Ertürk’ün konuşması Necmettin Erbakan’ın konuşmasına dolaylı bir atıf yapıyor. Hatırlatayım, 1994 yerel seçimlerinden zaferle çıkan Refah Partisi lideri Necmettin Erbakan, 15 gün sonra, 13 Nisan 1994’te, iktidarın değişeceğini söyledikten sonra fırtına koparan o konuşmasını yapmıştı:

“Geçiş dönemi yumuşak mı olacak sert mi olacak, tatlı mı olacak kanlı mı olacak, 60 milyon buna karar verecek?”

Bu sözler üzerine ertesi gün DGM ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatıldı. Dahası, Başsavcı Vural Savaş, açtığı Refah Partisi kapatma davasında Erbakan’ın bu konuşmasını kanıtlardan biri olarak kullandı.

Refah Partisi avukatları ise Erbakan’ın konuşmasını kapatma davasında şöyle savundu: “Konuşmacının kastı: Refah Partisi’nin iktidara gelmesinin huzurlu olup olmayacağı değil, bu birkaç yıllık geçiş döneminin huzursuzluk serbest bırakanlar nedeniyle özgürce geçmeyeceğidir.”

28 ŞUBAT DAVASINDA O SÖZLER 

Biliyorsunuz, FETÖ savcılarının başlattığı 28 Şubat davası, FETÖ-AKP kavgası sonrasında da sürdü. İşte o dava sırasında eski Başbakan Mesut Yılmaz da tanık olarak dinlendi. Yılmaz şunları söyledi:

“O dönemde yaşanan bütün olaylar içerisinde beni en fazla rahatsız eden şey rahmetli Erbakan’ın Meclis’te kendi grubunda ‘Adil düzen ya kanlı gelecektir ya kansız gelecektir’ ifadesi olmuştur. Çünkü bu açıkça bir iç savaş beyanıdır. (...) Düşünün ki ülkenin başbakanı ‘Biz istediğimiz düzeni kuracağız kanlı da olsa kuracağız kanlı da olsa kuracağız kansız da olsa kuracağız’ diyor. Bu ne demektir? İşte burada yargılanması gereken bu anlayıştır.”

Eski Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı da 16 Şubat 2018 tarihinde yaptığı savunmada Erbakan’ın bu sözlerinin “toplumda huzursuzluk yaratan tavır ve hareketler” arasında saydı.

Erbakan, Türker Ertürk gibi hapse atılmadı. Ama bu sözler Refah Partisi kapatma davasında delillerden biri oldu. Parti kapatıldı. Erbakan siyasi yasaklı hale geldi.

ERBAKAN BUGÜN SÖYLESEYDİ 

Erbakan’ın o sözleri yıllarca hatırlatıldı. Pek çok kişi tam olarak hatırlamadığı için “kanlı mı kansız mı”, “tatlı mı acı mı” diye yuvarladı. İşte Ertürk’ün yıllar önce kullandığı ve tutuklanmasına neden olan “ama acılı ama acısız” sözleri, Erbakan’ın 32 yıl önceki ifadelerinin bozulmuş bir tekrarı oldu.

Üstelik...

Bugün elinde tehdit unsuru herhangi bir kuvvet olmayan Ertürk, Erbakan’ın asıl infial yaratan “kanlı mı” gibi sert bir ifade değil, “acılı-acısız” üzerinden iktidar değişimi benzetmesi yapmıştı. Buna rağmen savcılık, yıllar önce olsa da o sözlerin suç olduğuna, tutuklama gerektirdiğine karar verdi. Belli ki Erbakan bugün yaşasa, o sözleri bugün söylese, hatta geçmişteki sözünü birileri bugün paylaşsa, hapse atılacak, tutuklu yargılanacaktı. Savcılık o sözlerin daha hafifinin bile suç olduğunu söyleyerek; Refah Partisi’nin kapatılması gerekçesini haklı bulmakla kalmadı. 28 Şubat üzerinden en çok mağduriyet hikâyesi anlatan iktidar döneminde hukukun o dönemle karşılaştırmalı ilginç bir fotoğrafını da çekti!


r/Turkey 1d ago

News Turkish F-16 fighters scramble after drones cross into Estonia’s airspace

Thumbnail
aerotime.aero
88 Upvotes

r/Turkey 1d ago

Society İşçi Öğrenci Birliği:Büro Çalışanı Görünmez Değil, Örgütlü Olacak

Thumbnail
gallery
43 Upvotes

Büro Çalışanı Görünmez Değil, Örgütlü Olacak

İşyerlerinin büro bölümünde çalışan işçiler, sömürü açısından sahada çalışanlardan geri kalmayan sorunlarla karşı karşıyadır. Ancak büro çalışanları çoğu zaman "dikensiz gül bahçesinde" çalışıyormuş algısıyla karşılaşır; oysa gerçek, aldıkları ücretin gün geçtikçe enflasyon karşısında erimesi ve işverenle açık bir mücadele hattında bulunmalarıdır. Büro çalışanları da tıpkı diğer işçiler gibi bir iş sözleşmesiyle çalışır, işverene bağımlıdır ve aynı sömürü ilişkisinin içindedir. Büyük kısmı üniversite mezunu olan ve Türkiye'de "nitelikli işgücü" sayılan bu çalışanlar da aynı cenderenin dışında değildir.

Büro çalışanları, örgütlenmeye kalktıklarında üst yönetimin doğrudan baskısıyla, kimi zaman da "işini iyi yap, karışma" telkinleriyle yıldırılmaya çalışılır. Bu bezdirme politikası, sendikal örgütlenmenin daha ilk adımında çalışanı caydırmayı hedefler.

Örgütlenmenin önünde başka somut engeller de bulunmaktadır:

"Torba" işkolu sorunu

Büro çalışanlarının işi, keyfi biçimde kendi çalışma alanından koparılıp başka bir işkoluna dahil edilebilmektedir. Bilhassa 10 numaralı işkolunda yaşanan bu "torbalama" uygulaması, hem çok sayıda hizmet işçisinin örgütlenmesini zorlaştırmakta hem de büro çalışanlarının kendi TİS'i ile örgütlenmesinin önüne geçmektedir. Üstelik 10 numaralı işkolu, keyfi işkolu değişiklikleriyle de sık sık gündeme gelmektedir. Bunun aşılması için büro çalışanlarının ayrı bir işkolunda örgütlenmesi yasal güvenceye kavuşturulmalı, bu talep etrafında mücadele örülmelidir. Alınması gereken bir başka önlem de patronun tek taraflı kararla işkolunu değiştirmesinin yasal olarak imkânsız hale getirilmesidir.

"Kapsam dışı" ile bölünen saflar

Büro çalışanlarının örgütlenmesinin önündeki bir diğer engel de "kapsam dışı" uygulamasıdır. İşveren, TİS görüşmelerine otururken masaya "şu kadar personel kapsam dışı sayılsın" talebini bir pazarlık kalemi olarak getirir. Oysa bu, sıradan bir pazarlık konusu değil, işçinin örgütlü haklarının ne kadarının budanacağının müzakeresidir. Kapsam dışı bırakılan çalışan, aynı işyerinde aynı işi yapıyor olsa da TİS'in sağladığı ücret zammından, sosyal haklardan ve iş güvencesinden yoksun kalır ya da bu durum işverenin "vicdanına" bırakılır. Böylece işyerinde iki tabaka yaratılır: sendikanın koruduğu işçiler ve işverenin insafına terk edilmiş işçiler. Bu bölünme, dayanışmayı zayıflatmak ve sendikayı güçsüzleştirmek için bilinçli olarak kullanılan bir araçtır. Kapsam dışı uygulamasının bir pazarlık konusu haline getirilmesi kabul edilemez; bu, örgütlenme hakkının pazarlığa açılması demektir. Kapsam dışı bırakma keyfiyeti ortadan kaldırılmalı, TİS kapsamı işyerindeki tüm çalışanları eksiksiz kapsamalıdır.

Sendikalı mücadele, hem işverenin emrivakilerine hem de devletin çeşitli hak kısıtlama girişimlerine karşı sürdürülen bir mücadele alanıdır. Bu alanın güçlenmesi için gerek demokratik kitle örgütleri gerekse sendikalar, bu talepleri en acil gündem maddesi haline getirmelidir.

Mücadelenin somut talepleri

Büro çalışanları ayrı bir işkolunda örgütlenebilsin, bu yasal güvenceye kavuşturulsun.

İşverenin tek taraflı kararla işkolu değiştirmesi yasal olarak imkânsız hale getirilsin.

"Kapsam dışı" uygulaması kaldırılsın, TİS kapsamı işyerindeki tüm çalışanları eksiksiz kapsasın.

Kapsam dışı bırakma hiçbir biçimde TİS pazarlığının konusu yapılamasın.

Büro çalışanlarına yönelik bezdirme ve yıldırma politikalarına karşı etkili yasal ve sendikal denetim mekanizmaları kurulsun.

Yaşasın İşçilerin Örgütlü Mücadelesi!

İşçi Öğrenci Birliği


r/Turkey 1d ago

Society Bağımsız Maden-İş Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu açlık grevinde: Tutuklu sendikacılar serbest bırakılması için ne yapmalı?

Thumbnail
wsws.org
30 Upvotes

Bağımsız Maden İşçileri Sendikası (Bağımsız Maden-İş) Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, tutukluluğunun yedinci gününde, 1 Eylül Salı akşamı saat 17.00 itibarıyla süresiz açlık grevine başladı. Aksu ile sendika Genel Başkanı Gökay Çakır, 26 Ağustos Çarşamba günü, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” gibi asılsız bir suçlamayla tutuklanmıştı.

Başaran Aksu, kendisinin ve Gökay Çakır’ın hukuksuz tutukluluğunu protesto ediyor ve derhal serbest bırakılmalarını talep ediyor. Bu talep, Türkiye’de ve uluslararası ölçekte, madenlerde, fabrikalarda ve işyerlerinde tüm işçiler tarafından sahiplenilmeli ve Aksu ile Çakır derhal serbest bırakılmalıdır.

Aksu, açlık grevini duyurduğu 1 Eylül tarihli mektubunda “Bir işçi sendikasının meşru husumetlisi; patronlar, patron örgütleri, devlet ve siyasi iktidardır. Şayet işçi sendikasının, işçilerin çıkarlarından farklı çıkarlara sahip bu yapıları eleştiremeyecek ve ses çıkaramayacaksa, varlığına da ihtiyaç yoktur,” diyor ve tutuklanmalarının “Holding merkezleri, patron örgütleri ve sarı sendika lobilerinin tertip ve talebiyle” gerçekleştiğini ifade ediyor.

Başaran Aksu mektubunda açlık grevinin nedenini şöyle açıklıyor: “Sıkıntılar içerisindeki işçiler, köylüler, çiftçiler, esnaflar ve küçük üreticilerle birlikte; kardeşlik ve mücadeleyi örerek ve böyle bir düzene mahkûm değiliz diyerek, halkın geleceğine çöken uluslararası tekeller, holdingler ve onların iktidarının halkı yoksullaştırmaya dayalı sömürü çarkının kırılabilmesi için bulunduğum cezaevinde yapabileceğim tek şey olan ve her evdeki açlık tehlikesine işaret etmek, ortak olmak.”

Kardeşini cezaevinde ziyaret eden Reyhan Aksu, Başaran Aksu’nun cezaevine girdiğinden bu yana hiçbir doktor kontrolünden geçirilmediğini ve kendisine vitamin dahi verilmediğini duyurdu. Sağlık sorunlarına rağmen, talepleri karşılanana kadar açlık grevini sürdüreceğini ve aynı koğuştaki iki adli tutuklunun da ona destek olmak için açlık grevine başladığını belirtti.

Çakır ve Aksu, Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Eti Gümüş (Elazığ) ve Doruk Madencilik (Eskişehir) işçilerinin ödenmemiş ücret, kıdem tazminatı ve sigorta primi alacakları için Ankara’da sürdürdükleri direnişin son aşamasında gözaltına alınıp tutuklandılar. Tutuklama kararında, şüphelilerin “sendikal konumları” ile “kitleler üzerindeki sevk ve idare yetkinlikleri” gerekçe olarak sayıldı. Aksu ve Gökay gözaltındayken madencilerin taleplerinin kabul edildiği ilan edildi.

Tutuklamalar Türkiye’de ve uluslararası ölçekte tepkiye yol açtı. Bağımsız Maden-İş’in de üyesi olduğu, 133 ülkede 105 milyondan fazla işçiyi temsil ettiğini belirten Dünya Sendikalar Federasyonu (WFTU/DSF), 28 Ağustos’ta yaptığı açıklamada Çakır ile Aksu’nun tutuklamalarını kınadı, en temel sendikal ve demokratik hakların çiğnendiğini belirtti ve iki sendikacının serbest bırakılmasını, örgütlenme ve protesto özgürlüğünün kesintisiz uygulanmasını talep etti.

Madenciler 17 gün boyunca başkentin göbeğinde polis kuşatması altında tutulurken, defalarca gözaltına alınırken, eşleri metro istasyonunda kuşatılırken, ne Türk-İş (1,2 milyon üye) ne de kendini “muhalif” olarak sunan DİSK (260 bin üye) yönetimi kılını kıpırdatmıştı. Tutuklamaların yarattığı toplumsal öfke karşısında DİSK Yönetim Kurulu adına Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu, 27 Ağustos’ta bir açıklama yapmak zorunda kaldı. Ancak bu açıklama, tabandan kendilerine yönelen gelen tepkiyi yatıştırmayı amaçlarken daha da büyüttü.

“Sendikal mücadele suç değildir” başlıklı açıklamada Gökay Çakır’ın, Başaran Aksu’nun ya da Bağımsız Maden-İş’in isimleri bile anılmadı. İşçilerin alacaklarını gasbeden Yıldızlar SSS Holding’in adı geçmiyor. Tutukluluğun bir “cezalandırma ve baskı aracına” dönüştüğünden, gazetecilerin, sanatçıların, belediye başkanlarının ve siyasetçilerin uzun süreli tutukluluğundan söz edilse de iki sendikacının serbest bırakılması talep edilmedi. En önemlisi de 260 bin üyeli DİSK konfederasyonunun yönetimi, tek bir eylem çağrısı yapmadı.

Bu açıklama sosyal medyada hak ettiği şekilde büyük tepki gördü. Ancak buradaki sorun bir “ihmal” ya da üslup hatası değildir. Bu tavır, DİSK ve diğer konfederasyonların nesnel olarak işçi sınıfının yanında değil ama karşısında olduğunun açık bir ifadesidir. Bu sendikal aygıt, devletin ve şirketlerin bir uzantısı konumundadır ve temel işlevi sınıf mücadelesini bastırmaktır. DİSK yönetimi, bağımsız bir işçi hareketinin gelişiminde oynadıkları rolden ve kendilerini teşhir etmelerinden dolayı Bağımsız Maden-İş liderlerine düşmandır.

Tabandaki basınç, konfederasyon merkezinin çizdiği sınırı zorladı. 29 Ağustos’ta DİSK’e bağlı 16 sendika “Gökay Çakır ve Başaran Aksu serbest bırakılsın!” başlıklı ortak bir açıklama yaparak iki sendikacının derhal serbest bırakılmasını ve bütün sindirme uygulamalarına son verilmesini talep etti.

Bunun üzerine Sosyalist Eşitlik Partisi – Dördüncü Enternasyonal, bu açıklamanın önemsiz olmadığını belirterek asıl yapılması gerekeni şöyle ifade etti:

73 bin işçi ve daha geniş bir kitle “işçi sınıfı tutsaklarına özgürlük” talebiyle harekete geçirilmeli; “işçi liderlerinin tutuklanması tüm işçi sınıfına yapılan bir saldırıdır” denilerek işçiler üretimden gelen güçlerini kullanmalı.

Sosyalist Eşitlik Partisi olarak soruyoruz: İmzacı sendikalar bu taleple üyelerini seferber edip işçi sınıfının geri kalan kesimlerini de harekete geçmeye çağıracaklar mı? Biz, Gökay Çakır ile Başaran Aksu’nun tutuklanmasına karşı açıklamamızdaki çağrımızı yineliyoruz: “Her madende, fabrikada ve işyerinde işçiler bu saldırıya, Aksu ile Çakır’ın tutuklanmasına sadece seyirci kalacak olan sendika bürokrasilerinden bağımsız harekete geçerek ve onları savunarak yanıt vermelidir.”

Tutuklamalara karşı yaygın tepki, Bağımsız Maden-İş’in Çakır ile Aksu’nun tutukluluğuna itiraz dilekçesini 300’den fazla avukatın imzasıyla mahkemeye sunmasında da kendini gösterdi. Bunun yanı sıra DİSK’e bağlı Nakliyat-İş Sendikası İstanbul’daki bir ambarda dayanışma eylemi düzenledi; İstanbul, İzmir, Gaziantep ve Artvin Hopa’da da dayanışma eylemleri düzenlendi. Çok sayıda madencinin eşi yayınladıkları videoyla Aksu ile Çakır’a sahip çıktı: “İşçisinin hakkını savunmak suçsa biz de bu suçu savunuyoruz. Başaran Aksu ve Gökay Çakır suçsuzdur, serbest bırakılmalarını istiyoruz.”

Çakır ile Aksu’nun tutuklanması münferit bir olay değildir. Mart ayında BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, Gaziantep’te Sırma Halı işçilerini desteklediği için; Akbelen mücadelesinin önderi Esra Işık protesto hakkını kullandığı için hapsedilmişti. Nisan ayında Başaran Aksu, Işık’ı savunan bir paylaşım gerekçe gösterilerek tutuklanmıştı. Haziranda Özşen Madencilik işçilerine kolluk güçlerinin gözü önünde silahlı saldırı düzenlendi. Temmuzda NATO zirvesi öncesinde Ankara’da fiili olağanüstü hâl ilan edildi ve yüzlerce kişi keyfi olarak gözaltına alındı. Birçoğu tutuklandı.

Artan bu siyasi baskı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümetinin, işçi sınıfının kemer sıkmaya ve sosyal kesintilere karşı artan direnişine yanıtını ifade etmektedir. Yoğunlaşan sınıf mücadelesi, nüfusun ezici çoğunluğunu oluşturan işçilerin çıkarları ile bir avuç kapitalist oligarkın çıkarlarının uzlaşmaz bir çatışma içinde olmasının bir ifadesidir. Aynı süreç —grev hakkının fiilen ortadan kaldırılması, işçi önderlerinin kriminalize edilmesi, savaş bütçeleri ve şirketler için dayatılan kemer sıkma— dünyanın her yerinde yaşanıyor. Sendika bürokrasilerinin ya da kapitalist sistemi savunan düzen partilerinin bu krize işçi sınıfının lehine verebileceği hiçbir yanıt yoktur.

İşçi sınıfı bu krize kendi küresel çözümüyle yanıt vermelidir. Her madende, fabrikada ve işyerinde işçiler, sendika bürokrasilerinden bağımsız taban komiteleri kurmalı; Çakır ile Aksu’nun ve tüm işçi sınıfı tutsaklarının serbest bırakılması talebini bu komiteler aracılığıyla eyleme dökmelidir. İşçi mücadelelerini birbirine bağlayacak olan bu komiteler, Taban Komitelerinin Uluslararası İşçi İttifakı (TK-Uİİ) çatısı altında uluslararası ölçekte birleştirilmelidir.